Akçe nedir? Ne Demektir? - Terimler

Terimler Sözlüğü

Daha Fazlası

Akçe nedir? Ne Demektir? - Terimler

Akçe Nedir? Ne Anlama gelmektedir?

Sosyal Bilgiler Terimi Olarak Akçe, Küçük gümüş Osmanlı parası.

Akçe Nedir? Ne Anlama gelmektedir?

Tarih Terimi Olarak Akçe, 1-Osmanlı Devletinde 1820 yılına dek kullanılan ve para birimi olarak kabul edilen gümüş sikkedir. İlk Akçe yaklaşık 1320 yılında ilk Osmanlı Hükümdarı Osman Bey zamanında bastırılmıştı. Osmanlı Devleti, mali bunalımlara girdikçe, Akçenin ayarını düşürerek değerini azalttı. Sonunda da Osmanlı Padişahı II. Mahmut zamanında tedavülden kaldırıldı.

2-Gümüş sikke demektir. Akçenin altından olanınaysa sikke-i hasene denir.
Osmanlı Devletinde ilk bakır akçe Osman Bey zamanında bastırıldı.
Orhan Bey zamanında akçe gümüş olarak bastırıldı.

Akçe Nedir? Ne Anlama gelmektedir?

Osmanlıca Terimi Olarak Akçe, Osmanlı Devletinin para birimi olup gümüşten yapılırdı.

BENZER TERIMLER

Alay Arabası Nedir?
Alaylarda padişahların bindikleri arabaya verilen addı. Buna “saltanat arabası” da denirdi. Avrupalılarca “Lando” adı verilen araba nevindendi. Muhteşem olan arabayı, ihtişamı bir kat daha arttıran atlar çekerdi. Seyisler de ihtişamlı, sırmalı giysiler giyerlerdi.

Alem Nedir?
Bayrak.

Alay Göstermek Nedir?
Eskiden geçit resmine verilen isimdi. Bu resmi geçitler önemli Avrupa sefirleri için de yapılırdı. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan alaylar pek gösterişli ve debdebeliydi. Vaktiyle, vezirler ve beylerbeyiler, kanunen götürmek mecburiyetinde oldukları beraberindekilerle harbe iştirak ettikleri zaman, ordugâha gelişleri sırasında ihtişamlarının derecesini anlatmak için alay gösterilirdi.

Akkâse Nedir?
Yazmalarda, kâğıdın kenarı ve orta kısmı, hem ahengi hem de düzeni sağlamak için ayrı ayrı renklerle boyanırdı. İşte, kâğıdın hem kenarlarının hem ortasının ayrı ayrı boyanması işleminden geçerek yazılmış kitaplara “Akkâse” denirdi.

Akkâm Nedir?
Sözlük manası çadır mehteri, yük kaldıran Arap hizmetkâr demek olan bu kelime terim olarak surre alayında vazife gören Hicazlı, Şamlı, Halepli adamlara verilen unvandı. Bunlar, Şabanın 15 inde ufacık davullarla Tahtakaleden kalkıp İstanbulun her mahallesini dolaşan fakir Araplardan oluşan hac yolcularıydı. Dolaştıkları yerlerde davul çalarak dua ederler ve bazı evlerin önünde kılıç kalkan oyunu oynayıp sadaka toplarlardı. Şabanın 15 inde çıkarılması adet olan surre alayı önünde de bunlar dümbelek çalarak kılıç oynatarak giderlerdi. Halk dilinde bunlara “hakkâm” denirdi. Kese demek olan surre, hac zamanında Mekke ile Medineye gönderilen hediyeyi ifade etmekteydi. Haremeyn-i Şerife surre gönderilmesi Abbasiler zamanında başlamış, Osmanlıların son zamanlarına kadar devam etmiştir. Osmanlıda ilk surre gönderen Çelebi Sultan Mehmed, bunu bir nizam haline koyan ise Yavuz Sultan Selimdir.

Vapurun icadından önce, surre alayıyla Üsküdara geçilir, oradan kara yoluyla Şama sevkedilirdi. Karadan gönderildiği zamanlarda surre alayları Recebin 12 inci günü hazırlanırdı. Şamda ise Mahmel-i Şamî alayı denilen bir alayla, Şamdan hazırlanan eşya ve hediye İstanbuldan gelenlerle birleştirilerek surre emini, mahmel muhafızı, bir tabur asker ve iki dağ topu muhafazasıyla yola çıkarılırdı. Bu iki alay karadan Medineye oradan da Mekkeye götürülürdü. Birçok yerden gelip Şamda toplanan hacı adayları bu kafileye katılarak Hicaza giderdi.

Hacca gidecek olanların yakınları genelde onları bugünkü İstanbulun Anadolu yakasına kadar uğurlardı. Ayrıldıkları yer, bugün İstanbulda, Bağlarbaşından gelip Bağdat Caddesine giden yolun, E5 e doğru giden yol ile kesiştiği yerde, yani Acıbademde bulunan (ismi önemsiz) alış veriş merkezinin çaprazındadır. Buraya o zamanlarda “Ayrılık Çeşmesi” denmekteydi. Eğer İstanbulda yaşayanlar varsa belki hiç farketmemiş olabilirler, fakat dikkatlice bakıldığında o çeşmeden geriye kalanlar hala görülebiliyor. Burada ayrılan hacı adayları, o yol itibarıyla Şama doğru gittikleri için, İstanbullular o yola bu yüzden Bağdat Caddesi demişler ve diyorlar.




Ana Sayfa Eğitimler