Tasavvufi-Tasavvuf Terimi Olarak Âlem, Arapça, kâinat, güneş sistemi ve çevresindeki dönen gezegenler topluluğu, cihan, dünya, bütün varlıklar, mahlûkat, insanlar, halk, cemaat, cemiyet çevre vs. gibi kelime anlamlan vardır. Tasavvufta ise, Allahtan gayri her şeye âlem denir. Âleme, âlem denmesinin sebebi onunla Allahın isimler ve sıfatlar bakımından bilinmesidir. Zira âlem kelimesi bilmek mastarından türemiştir.
Sanat Terimi Olarak Alem, 1. Osmanlı mimarisinde; kubbe, tonoz ve minare gibi ögelerin tepe noktalarında yer alan hilal biçiminde tepelikli; tunç, bakır ya da pirinçten yapılmış süs ögesi.
2. Yapıların kubbe ve külah gibi yerlerinin tepesinde, sancaklarda çoğunlukla yarım aya benzer formda bezeme elemanı, bir çeşit tepelik. Maden ya da taştan yapılmış olabilir.
Genel Türkçe Terimi Olarak Âlem, 1. Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren.
2. Dünya, cihan.
3. Aynı konu ile ilgili kimseler.
4. Bu kimselerin uğraşlarının bütünü.
5. Hayvan veya bitkilerin bütünü.
6. Durum ve şartlar.
7. (zamir) Herkes, başkaları.
8. Ortam, çevre.
9. Kendine özgü birçok niteliği bulunan şey.
10. Farklı davranış içinde bulunan kimse.
11. (mecaz) Eğlence.
Osmanlıca Terimi Olarak Alem, Sancak ve bayrak için kullanılan genel bir tabirdi. Kamus-ı Türkîde alem şöyle açıklanıyor: yollara konulan mil ve minare gibi nişanlara; uzun ala dağa; kumaşta olan damgaya; sancak ve bayrağa; bir kavmin ve cemiyetin seyyit ve ulûsuna denir.
Osmanlılarda beyaz, kırmızı, yeşil ve sarı olmak üzere çeşitli renklerde bayraklar yapılmış ve kullanılmıştır. İlk Osmanlı bayrağı beyaz renkti. Bu da, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad tarafından Ertuğrul Gaziye gönderilen alemin beyaz renkte olmasından ileri gelmiştir. Bu ak sancak, Osman Gazi ve Orhan Gazi zamanlarında kırmızı harp sancağı çekilmesine başlanılmakla beraber, Yavuz Sultan Selim zamanına kadar kullanılmıştır. Kahirenin zaptından sonra Yavuzun otağının kapısına biri beyaz biri kırmızı iki bayrak dikildiği bilinmektedir. Yeşil bayrağın ise ilk defa, Fatih Sultan Mehmed devrinde, padişahın maiyetine dahil olan geminin arkasına bağlanmak üzere ortaya çıktığı zannedilmektedir.
Osmanlı bayraklarına hilâl konulması Orhan Gazi devrinde kabul edilmiştir. Üç hilâl ise, ilk kez Fatihin sikkelerine, ardından yeşil zemin üzerine beyaz olmak üzere bayraklara konulmuştur.
Ay ve yıldızın III. Selim zamanında bayraklara konulduğu kuvvetli bir ihtimal olarak kabul edilmektedir. Cevdet Paşanın anlattığına göre, ilk defa orduda Levent Çifliğinde tesis edilen “nizam-ı cedid” bölüklerine bizzat padişahın irade ve fermanıyla bayraklara ay ve yıldız konulmuştur.
Yeniçeri ocağının muhtelif bayrakları bulunmaktaydı. Yeniçeri ocağı sancağı, yarısı yeşil yarısı kırmızı renkte olup kenarları sarı sırma ile çevrili ve ortasında yine sırma ile yapılmış bir Zülfikâr bulunmaktaydı.
Her yeniçeri ortasının(tabur, bölük) da bir orta bayrağı vardı. Bunlar küçük kırmızı bayraklardı.
Topçu ocağı sancağı, kırmızı zemin üzerine ortasında beyaz ile işlenmiş bir top ve bunun arkasında ve ağız tarafında üç adet gülle işlenmiş bulunmaktaydı. Kenarları sarı sırmalıydı.
Humbaracı (kumbaracı) ocağının sancağı ise kırmızı zemin üzerine kenarları işlenmiş ve ortasında sadece bir humbara (havan topu) resmi bulunmaktaydı.
Silahdar bölüğünün bayrağı sarı renkliydi. Ortasında beyaz sırma ile işlenmiş iki hilal bulunmaktaydı.
Sipahi bölüğünün bayrağı kırmızı olup ortasında iki hilal bulunmaktaydı.
Bölükât-ı erbaanın bayrağı yeşil ve beyaz, bazı zamanlarda kırmızı ve beyaz renklerindeydi.
Kapıkulu süvarilerinin mızraklarında yarısı kırmızı yarısı yeşil ve üç tarafı yırtmaçlı küçük bayraklar bulunmaktaydı.
Eyalet askerlerinin bayrakları yarısı kırmızı yarısı yeşil renkteydi. Bunların içindeki “gönüllü” adı verilen grubun bayrağı ise yarısı kırmızı yarısı sarı renkteydi.
Topraklı Süvari denilen timarlı sipahilerin bayrağının rengi yarısı kırmızı yarısı yeşildi. Ortasında sarı sırma ile işlenmiş bir Zülfikâr ve üstünde ikisi yeşil ikisi kırmızı dört hilâl bulunmaktaydı.
Yeniçeriler tarafından kullanılan, her iki ucu birer ejder başı ile sonlanan çember ile sarılı armut biçiminde alemler de vardı. Bunlar yalnız sancak alemi olarak kullanılmaktaydı.
Üzerine yazılar işlenmiş, nakışlar yapılmış çok kıymetli sancak ve bayraklar da vardı. Bunlar kesin olarak nerde kullanıldığı bilinmemekle birlikte birçok yerde kullanıldığı tahmin edilmektedir. Özellikle seferlerde bu tip bayrak ve sancakların kullanıldığı biliniyor.
Arkeoloji Terimi Olarak Alem, Yapıların kubbe ve külah gibi yerlerinin tepesinde, sancaklarda çoğunlukla yarım aya benzer formda bezeme elemanı, bir çeşit tepelik. Maden ya da taştan yapılmış olabilir.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Terimi Olarak Âlem, 1- Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren.
2- Dünya, cihan.
3- Aynı konu ile ilgili kimseler.
4- Hayvan veya bitkilerin bütünü.
Tarih Terimi Olarak Alem, Bayrak.
Amasya Genelgesi (Bildirgesi) (21-22 Haziran 1919) Nedir?
Havzadaki çalışmalarını tamamladıktan sonra Mustafa Kemal ve arkadaşları, 12 Haziran 1919da Amasyaya geçtiler. Milli Mücadele çalışmalarını sürdüren Mustafa Kemal, Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy birlikte Amasya Genelgesini hazırladılar. Hazırlanan bildiri, Erzurumda 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekire sunuldu. Onun da onayının alınmasından sonra, bildiri, 22 Haziran 1919da tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla Abdurrahman Rahmi Efendi tarafından ulaştırıldı. Amasya Genelgesi, milli mücadelenin temel gerekçe, amaç ve yöntemini ilk olarak belirtmiş oldu. Amasya Genelgesinin yayınlanması İstanbulda bulunan işgal güçlerinin tepkisini çekmişti. Özellikle İngilizlerin, Mustafa Kemali geri getirmek için İstanbul Hükümeti üzerindeki baskıları iyice artmıştı. Mustafa Kemal, İstanbula dönmediği için daha sonra görevinden alınacaktır. O sırada İçişleri Bakanı olan ve Milli Mücadeleye sıcak bakmayan Ali Kemal Bey, bir genelge yayınlayarak, Mustafa Kemalin iyi bir asker olduğunu, fakat İngiliz baskısı sonucu görevinden alındığını duyurmuştur.
Amasya Genelgesinin içeriği şöyledir:
1.Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir.
2.İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal, milletimizi âdeta yok olmuş göstermektedir.
3.Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
4.Milletin içinde bulunduğu bu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.
5.Anadolunun her bakımdan emniyetli yeri olan Sivasta bir kongre toplanacaktır.
6.Bunun için her ilden milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere yola çıkarılması gerekmektedir. Bu temsilciler, Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak cemiyetleri ve belediyeler tarafından seçilecektir.
7.Her ihtimale karşı, bu meselenin bir milli sır halinde tutulması ve temsilcilerin, lüzum görülen yerlerde, seyahatlerini kendilerini tanıtmadan yapmaları lazımdır.
8.Doğu illeri için, 10 Temmuzda Erzurumda bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin temsilcileri de Sivasa gelebilirlerse; Erzurum Kongresinin üyeleri, Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket edecektir
Amasya Genelgesi, Ulusal Bağımsızlık Müca-delemizin; gerekçesini, amacını, yöntemini, ilkelerini, hedeflerini belirten devrimci bir programdır. Bu program çeşitli aşamalarda geliştirilip Lozan Barış Antlaşmasına kadar titizlikle uygulanmıştır.
Alaturka Nedir?
Eski Türk gelenek, görenek, adet ve hayatına uygun.
Altyapı Nedir?
Mesken, iş veya diğer amaçlı kullanılan bina ve bölgeleri destekleyen kanalizasyon, yol, elektrik, su, gaz, telekomünikasyon ve arıtımdan oluşan yapı bütünüdür.